11 Mayıs 2010 Salı

Yaşar Kurt ve Hatıralar...

Kütahya'nın en ucunda, Afyon çıkışında bir mahalle... Adı Zafertepe. Yıl: 2000-2001
Üniversite Kütahya'nın diğer ucunda. Tavşanlı yolunda. 2 numaralı belediye otobüsleri bu iki nokta arasında gün boyu onlarca sefer yaparlar, halkı şehire, öğrenciyi okula taşırlar.
İşte bu öğrencilerdendiler. Hayatıma bir anda giriverdiler. Bu mahallede bir apartmanın zemin katında, kendi dünyalarında bir öğrencilik hayatı yaşıyorlardı. üç oda bir salon (salon mu hol mü görünce anlarsınız aslında :)) şirin bir evdi. Odanın biri tamamen bira şişelerine ayrılmış, diğer ikisinde de kendileri kalıyorlardı. Sabahları kahvaltıya misafirleri olurdu genelde (ben ve pendikli öğrenciler). Kalabalıkla , neşeyle yapılırdı kahvaltı. Okula gidilmeyecekse gitar gelirdi içerden. Şarkılar söylenir, sözler karışır, notalar sorulur, ve balkona üst kattan susun artık diye patates ve soğanlar atılırdı. En çokta O söylenirdi. Kim mi?? Tabi ki Yaşar Kurt. Bütün şarkıları...Ruhum (Fırt Emin :)), Kamyonlar Kavun Taşır, Anne... Bağıra bağıra, avazımız çıktığı kadar. Sonra okul vakti. 2 numarayı bekle, ve 1 satte okula ulaş. Ders biterdi, sonra çarşıda buluşulur, yine aynı ekiple yemeğe, oradan da Nezih Cafe de Bar a  :)) yol alınırdı. Orda Murat tan mükemmel parçalar dinleyip,(Tabi ki Yaşar Kurt var içinde, Zuğaşi Berepe, Suavi, Fikret Kızılok v.s.) ben yurduma onlar evlerine yollanırdık. Bu eve yollanma fasılları bazen tabanvayla olmak zorunda kalırmış. Otobüs saatini kaçırınca ;) 1,5 saatte varılırmış.
Bazı akşamlar dışarda değilde o şirin evde olur, kendimiz çalar söylerdik.Tabi yine Yaşar Kurt. En çokta kamyonlar kavun taşırı. Ruhum sa ruhuma işledi hep. Gitar çalmayı öğretiyorlardı. Öğrenemedim pek. Sabırsızlığımdan, zamansızlığımdan.
Dağın başında da olsa hiç misafir eksik olmazdı o evde. Ev sahiplerinin misafirperverliği çevre kalabalıklığı sebep tabi ki buna. Birbirine hiç benzemeyen onlarca insan girer çıkar, yer içerdi o evde. Ama müzik hiç bitmedi. O gitar hep baş köşede, nice şarkılara eşlik etti. Nice insanı eğlendirdi. O ev hala o tepede, başka öğrencilere sahiplik etti. 2 numara hep öğrencileri okula taşıdı ve taşıyor :)

Kamyonlar hep kavun taşıdı ve ben hep o günleri düşündüm...Ah be Yaşar Kurt, neler getirdin aklıma.
Geçmişe ve bu anıları paylaştıklarıma selam olsun...

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Gelir Geçer Haller

Bir gülümseme yayılır önce yüze,
Sonra merakla bekleme,
Ne diyecek acaba bana diye...

Bakarsın sakince,
Hala gelmez bilmem niye?
Sabreder beklersin içinden hadi diye diye...

Gülümseme dönüşür durgun bir şekle,
Anlamazsın yine,
Devam edersin beklemeye...

Durgun ruh halinden, kızgınlığa tam geçmişken,
Çıkıverir birden köşeden,
Sen daha ne yapacağını düşünemeden.

Şen şakrak gelir, ne haber der,
Der de, yüzü görünce keşke demeseydim der,
Yer gök birbirine girer :)

Sabırsız sen çok kızmış köpürmüş,
Sorunun cevabını da vermişsin,
Sinirini de çıkarmışsındır birden.

Rahatlayıp hesap sormalara geçerken,
Yüz ifadelerinde roller yeniden değişirken
Herşey karmaşıklaşır...

Ne mutlu olan bellidir,
Ne kızgın olan,
Ne eğlenen,ne gülen

Gelir geçer haller
İşte bizleri bizden eden :))))