Umutsuz olduğunuz anda başınızı kaldırın ve gökyüzüne bakın. Güneş,bulutlar,yüzünüze değen yağmur,gökkuşağı,ay ve yıldızlar... Bunlardan herhangibiri orada mutlaka. Gülümseyin ve anı yaşayın.
15 Eylül 2011 Perşembe
YAZMAK HİÇ İÇİMDEN GELMİYOR
Uzun zaman oldu şu klavyenin başında bişeyler karalamayalı. Son yazılarımı yayınlayalı uzun zaman olmuş. Ama inanın hala içinden gelmiyor yazmak, içimi dökmek... Yazacak çok şey birikti. Yazacam yazacam da bakalım ne zaman.
7 Şubat 2011 Pazartesi
Acıdan Yazmak... (Emremize)
Yine çok zaman sonra yazıyorum ve yine içimdeki acıdan dolayı... 25 Ocak akşamı aldığım acı bir haberle yıkıldım, içim acıdı canım yandı. Emremizi Gürcistan da Kazbek Dağına yaptıkları tırmanış sırasında kaybetmiştik.Sözlerle anlatmak yetmiyor bu üzüntüyü. Kabullenmek çok zor, hala da kabullenemedim.
Yıllar önceydi...9-10 yıl kadar. Dağcılık girmişti gönlümüze. Kendimizi dağlarda tepelerde bulmuştuk birden. Sonra bu ateş iyice sardı sarmaladı, kulüp bile kurduk okulda. Önce kendimizi eğittik, sonra zaman ilerledikçe, yeni gelenleri eğitmeye, gördüklerimizi bildiklerimizi öğretmeye çalıştık.Disiplin, devam zorunluluğu, antrenmanlar, her hafta yapılan yürüyüşler... Herşeyi doğru yapıyorduk sanki. Atlamadan, eksik bişeyler olmadan, hazmederek ilerliyorduk. Her geçen gün ailemiz büyüyordu. Birbirimize bağımız sevgimiz artıyordu. Her yapılan faaliyette her tırmanışta bütün riskler, güzellikler herşey konuşuluyor, sonra adım atılıyordu. Ve biz sanıyorduk ki... Bizlere hiç birşey olmazdı, olamazdı. Bizler ölümsüz olmuştuk. Kazalar, belalar bizden uzak duracaktı hep sanki... Bunca yıl da böyle oldu. Biz ailemiz, büyüdükçe büyüdük, bağlandıkça bağlandık. Her yeni gelenle her eski tanıştı... Aile arasında hep bağlar arttı. Ama hala bize birşey olmazdı. Bizler canımızla kanımızla birbirmize bağlanmıştık. Birbirimizin düşmesine, ayağımızın takılmasına izin vermeyecektik. Hep o destek vardı. Ve o yüzden çok şey başardık.
Ama bunların hiç biri o kara günün gelmesine ve küçücük Emremizi kaybetmemize engel olamadı. Kaderin önüne ne yıllar, ne bağlar geçebilirmiş... Bunu yıllar sonra anladık. O zor günlerde yine yanyana olduk, birbirimizi bırakmadık ama sanıyorum hepimiz aynı şeyin farkına vardık.
Zamanımız gelince hiçbirşey bunun önüne geçemiyormuş... Gitmeseydi, tırmanmasaydı v.s. Hepsi boş bunların. Gitmek istedi gitti ve sonsuzluğa ait oldu dağlarda. Bizlerse acisıyla kıvranıp, arkasından bakakaldık.
Yine beraberiz, yine Emreyleyiz sonsuza dek...
4 Ocak 2011 Salı
Çok Zaman Sonra...
Yazmayalı, okumayalı epey zaman olmuş. Bu hafta okumaya yeniden başladım. Şu andan itibaren de yazmaya başladım. Umarım yine uzaklaşmam. Bakalım neler oldu bu kadar zamanda...
En büyük değişiklik: artık bir soyadım daha var, yani evlendim. Rüya gibi bir düğünle, Çağlar'ın ( yani kocamın ;)) deyimiyle'' düşlerimizdeki yolculuğa çıktık''. Yukarıda da bir rüya fotoğrafı... Herşey bir çokaksiliğe rağmen çok güzel oldu. Düğünde yanımızda bulunan yüzlerce dostumuz ve akrabamız, bu gecenin güzel geçmesinde rol sahibi oldular.Herkese çoook teşekkürler. Evet bir de bizleri bugüne hazırlayan, gelinliğimde, çağların damatlığında ve ikimizinde saçında emeği geçenler... İstanbul Caddebostan Pronovias ın profesyonelce ve sıcakkanlı davranan tüm çalışanlarına, bıkmadan usanmadan bize bütün takımları gösteren, alıp almamamızı hiç umursamadan bitmek bilmeyen çay kahve çikolata ikramlarıyla bütün yorgunluğumuzu gideren Akmerkez Beymen in çalışanlarına, ve saçlarımızı (Çağlarında :)) büyük bir özenle tarayan Mehmet&Aykut Kuaföre ve Seyhan Otel in tüm ekibine de çok çok teşekkürler. Biraz raklam gibi oldu ama gerçekten onlarca mağaza arasında, aldığımız ürünlerin hizmetlerin kalitesinin yazısıra davranışları, sıcakkanlılıkları bile mükemmeldi. O yüzden biraz da olsa adlarının geçmesinde bir sakınca olmamalı bence.
Reklamlardan sonra rüyaya dönelim... Koşturmaca içinde geçen bir gündü. Açıkhava fotoğraf çekimine yetişemedik. Neyse ki Çacucum yanımdaydı ve beni her anımla görüntülemeye çalıştı. Düğün öncesi odada beklerken dostlar yanımızdaydı. Şampanyamızı patlatarak kutlamaya hemen başladık. Salona girmeden önce otel lobisinde 5-10 poz da otel fotosu bizi çekti. Salona girerken ise hiç bilmediğim yaşamadığım bir heyecan sardı beni. Duman ın Senden Daha Güzel parçası eşliğinde çığlıklar ve alkışlar içinde salona girdik. Hayatımda yaşadığım en duygusal anlardı sanırım. Gözlerime yaşlar hücum etti, kaçmak için fırsat kolladılar gözümden ama kaçırmadım :)) Sonra nikah... Çok net hatırlamıyorum. Eğlenceli bir merasimdi. Gülüyorduk bolca. Sonrası mı saatlerce dans göbek halay... Hiç oturmadık. Takı merasiminin 1 saat civarı sürmesinden sonra odamıza üzerimizi değişmeye çıktık veee sadece duvağımı bıraktık. Bir kot bir tişört ve duvağım ile gecelere daldık. Tabi ki gelin arabasını ben kullandım. Alkollü arac kullanmaya kesinlikle göz yumamam. Her zamanki gibi gelin de olsam şoför benim :) ve sonrasında tüm arkadaş ekibi Forget te sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendik. Kendimi bir ara sahnede buldum. 3 şarkı boyunca kafa salladık. Alkollü bile değildim. Bu kadar çok şey nasıl yaşandı arka arkaya anımsayamıyorum.
Düşlerimizdeki yolculuğa çok hızlı çıktık :))
Emeği geçen herkese ve en çok canım aileme teşekkürler.
En büyük değişiklik: artık bir soyadım daha var, yani evlendim. Rüya gibi bir düğünle, Çağlar'ın ( yani kocamın ;)) deyimiyle'' düşlerimizdeki yolculuğa çıktık''. Yukarıda da bir rüya fotoğrafı... Herşey bir çokaksiliğe rağmen çok güzel oldu. Düğünde yanımızda bulunan yüzlerce dostumuz ve akrabamız, bu gecenin güzel geçmesinde rol sahibi oldular.Herkese çoook teşekkürler. Evet bir de bizleri bugüne hazırlayan, gelinliğimde, çağların damatlığında ve ikimizinde saçında emeği geçenler... İstanbul Caddebostan Pronovias ın profesyonelce ve sıcakkanlı davranan tüm çalışanlarına, bıkmadan usanmadan bize bütün takımları gösteren, alıp almamamızı hiç umursamadan bitmek bilmeyen çay kahve çikolata ikramlarıyla bütün yorgunluğumuzu gideren Akmerkez Beymen in çalışanlarına, ve saçlarımızı (Çağlarında :)) büyük bir özenle tarayan Mehmet&Aykut Kuaföre ve Seyhan Otel in tüm ekibine de çok çok teşekkürler. Biraz raklam gibi oldu ama gerçekten onlarca mağaza arasında, aldığımız ürünlerin hizmetlerin kalitesinin yazısıra davranışları, sıcakkanlılıkları bile mükemmeldi. O yüzden biraz da olsa adlarının geçmesinde bir sakınca olmamalı bence.
Reklamlardan sonra rüyaya dönelim... Koşturmaca içinde geçen bir gündü. Açıkhava fotoğraf çekimine yetişemedik. Neyse ki Çacucum yanımdaydı ve beni her anımla görüntülemeye çalıştı. Düğün öncesi odada beklerken dostlar yanımızdaydı. Şampanyamızı patlatarak kutlamaya hemen başladık. Salona girmeden önce otel lobisinde 5-10 poz da otel fotosu bizi çekti. Salona girerken ise hiç bilmediğim yaşamadığım bir heyecan sardı beni. Duman ın Senden Daha Güzel parçası eşliğinde çığlıklar ve alkışlar içinde salona girdik. Hayatımda yaşadığım en duygusal anlardı sanırım. Gözlerime yaşlar hücum etti, kaçmak için fırsat kolladılar gözümden ama kaçırmadım :)) Sonra nikah... Çok net hatırlamıyorum. Eğlenceli bir merasimdi. Gülüyorduk bolca. Sonrası mı saatlerce dans göbek halay... Hiç oturmadık. Takı merasiminin 1 saat civarı sürmesinden sonra odamıza üzerimizi değişmeye çıktık veee sadece duvağımı bıraktık. Bir kot bir tişört ve duvağım ile gecelere daldık. Tabi ki gelin arabasını ben kullandım. Alkollü arac kullanmaya kesinlikle göz yumamam. Her zamanki gibi gelin de olsam şoför benim :) ve sonrasında tüm arkadaş ekibi Forget te sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendik. Kendimi bir ara sahnede buldum. 3 şarkı boyunca kafa salladık. Alkollü bile değildim. Bu kadar çok şey nasıl yaşandı arka arkaya anımsayamıyorum.
Düşlerimizdeki yolculuğa çok hızlı çıktık :))
Emeği geçen herkese ve en çok canım aileme teşekkürler.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


