21 Temmuz 2012 Cumartesi

ŞEMSPARE

Kararır gökyüzü bazen;
kasvetli bulutlar kaplar semayı.
Hayatın ritmi durağanlaşır,
sohbetler bildikleşir,
içimizde birikir yalnızlık hissi.
Nasıl özleriz güneşi o zaman,
griler içinde aradığımız
bir tutam renk demeti.
Peri tozu gibi, inceden.

Elif Şafak

Şemspare den alıntıdır

27 Mart 2012 Salı

DİPNOTLARLA SİNGAPUR

İlk durağımız Singapur... Mimari harikalar şehri, küçük Amerika...
Dipnotlar:

SİNGAPUR
Gittiğimiz üç ülke arasında en pahalı ülke. Zenginlikte, lükste, alışverişte ve tabii mükemmel gökdelen mimarisinde gözünüz yoksa, bence gitmeye gerek yok. Orada iki günde harcadığınız paraya, Tayland’da bir hafta yaşarsınız.

Havaalanında indiyseniz, turizm danışmalardan istediğiniz her bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kesinlikle otobüs ve metroda kullanabileceğiniz çok binişli kartlardan alın ve rahatınıza bakın. Merak etmeyin kaybolmazsınız. Haritalar çok başarılı.

Bizim gibi ucuz konaklama istiyorsanız, Hint Mahallesini veya Çin Mahallesini tercih edebilirsiniz. Bence Çin Mahallesi daha iyi bir alternatif. Daha eğlenceli, hareketli. Bu ülkede kazıklama girişiminde bulunan olmadı. Fiyat bir yerde neyse, her yerde aynı.

Sentosa eğlence adası, tamamen eğlenmeye odaklı bir ada. Aynı şeyleri başka yerlerde de yapabilirsiniz (Malezya, Tayland). Hem de daha uygun fiyatlara. Çok gerekli değil. Kumarhane merakınız varsa o konuda yorum yok.

Orchard Road alışveriş için biçilmiş kaftan. Her markaya ulaşabilirsiniz. Alışveriş ve markalar tutkunuzsa orada olmakta kesinlikle haklısınız.

Marina bölgesi hem gündüz hem gece görsel şölen yaşatıyor size. Akşam saatlerinde oradaysanız, ışık şölenini kaçırmayın.

2 gün bu ülke için yeter de artar bile. Seyahate diğer ülkelerde devam edin ;)

200 Amerikan Doları = 236 Singapur Doları (Nisan-Mayıs 2011 e göre, bir de Exchange Office lere göre de değişebiliyor. Biz havaalanında bozdurduk. Şehir içinde 5-10 Dolar daha fazla ederdi.)

Uyduruk otelimize 2 gece 2 kişi 163 S. Doları ödedik.

Otel için bakınız : http://www.zenobia.com.sg/index.html (fotoğraflara kanmayın :))

Sentosa da 2 kişi yarım günde 80 S. Doları harcadık. Sadece 3 aktiviteye.

Sentosa için bakınız: http://www.sentosa.com.sg/en/
Gezilecek yerler ve marina bölgesi için bakınız: http://www.yoursingapore.com/content/traveller/en/browse.html

Alışveriş merkezlerinde yediğimiz her yemek çeşidi için 5 S. Doları ödedik. Küçük su 1,5 S. Doları. 2 günde alışveriş yapmadan sadece, gezme, konaklama ve yeme- içmeye 400 USD ödedik. Size göre pahalı ya da ucuz, siz karar verin.

Singapur’dan Malezya’ya otobüs bileti için iki kişi 60 S. Doları ödedik. Golden Mile denilen yerden kalkıyor otobüs.

23 Mart 2012 Cuma

DİPNOTLARLA UZAKDOĞU

Uzun gezi yazıma başlamadan dipnotlarla Uzakdoğu için kısa bilgiler vereceğim. Bugün sadece genel olarak hazırladığım bilgileri paylaşacağım. Daha sonra sırasıyla, Singapur, Malezya ve Tayland hakkında ayrı ayrı yazdığım dipnotları ,son olarak da okumayı severseniz oldukça uzun olan Uzakdoğu Günlüğümü tamamen tüm ayrıntıları ile sizlerle paylaşacağım. Şimdi genel bilgiler...

Bu notları sizlere, turlarla bir yere gitmek zorunda olmadığınızı, çok az bir İngilizce ile, 1 haftalık tura ödeyeceğiniz parayla 3 hafta çok eğlenceli ve sınırsız bir tatil yapabileceğinizi anlatmak için hazırlıyorum. Bir de gittiğiniz de rahat olasınız diye :)



Biz nisan-mayıs ayında Uzakdoğu seyahatine çıktığımız için, üzerimizde tişört kot ve rüzgar geçirmez ince ceketlerimiz vardı. Ceketler Uzakdoğu’da hayat kurtarıyor. Yanımızdan hiç ayırmadık. Otobüste, alışveriş merkezlerinde, taksilerde, dondurucu soğukla yüz yüze kalabilirsiniz. Yaşamadan ne kadar soğuk olacağını tahmin bile edemezsiniz, demedi demeyin :S

Çantanıza çok fazla eşya almayın. Her yerde her şeyi bulabiliyorsunuz. Sadece 3-5 parça giyecek, kişisel malzemeleriniz ve ilaçlarınızı alın. Tabii ki fotoğraf makinenizi de. Kirlenen tişörtleri atın çöpe, yenisini alın :) Veya elinizde yıkayın kurusun, olmadı kaldığınız hostelde, otelde yıkamaya verin.
Dünya artık çok küçük gerçekten. Buradaki marketlerde bulduğunuz şeylere orada da ulaşabilirsiniz. Biz 60 ar litrelik sırt çantalarımızı doldurmuştuk ve seyahatte en çok pişman olduğumuz şey bu oldu. ( Tabi tırmanış malzemelerimizin de oldukça yer kapladığını belirteyim)

Sadece uçak biletlerimiz vardı. Bizi sınırlayan tek şey tatilin başlangıç ve bitiş tarihiydi. Bir de Singapur da başlayıp Bangkok da son bulması gerekiyordu. Kesinlikle tavsiye edilir. Ama bir sorun var. Yüksek sezonda gitmiyorsanız benim yazdıklarıma uyabilirsiniz. Yüksek sezonda gidecekseniz, (yani bizim kış aylarında) rezervasyonlarınızı yapmanız gerekir bence. Yer sorunu olduğunu duymuştum. Ya da bizim gibi nisan mayıs ayında gidin. Kafanızı dinleyin.

Dil sorunu yok denecek kadar az. Herkes İngilizce biliyor ve emin olun sizden iyi değiller. Benim gibi çat pat konuşan biri, Çağlar gibi iyi İngilizce bilen birine göre daha iyi anlıyor oradakileri. Yani 3-5 temel cümleyle çok rahat yaşarsınız.

Tabii ki önceden araştırmalar yapıp notlar aldım. Çok da işimize yaradılar. Şehir merkezlerinde cadde adları, konaklayacak birkaç otel adresi, ne yenir ne içilir, neler yapılır… Hepsini minik bir deftere yazdım. En büyük yardımcımız GPS imiz oldu. Neredeyiz, gitmek istediğimiz yer ne kadar uzakta, taksiye ihtiyaç var mı, her şeye buradan ulaşabildik. Elinizde bir şehir haritası, bir GPS olursa, kimse sizi tutamaz. Yalnız tek bir sorun var. Onların söyledikleri isimlerle İngilizce isimler birbirini tutmayabiliyor, o yüzden de internetten faydalanabilirseniz sorun yaşamazsınız.

Güvenlik sorunu hiç yaşamadık. Bizim ülkemizden çok daha güvenli. Sadece maymunlara dikkat ;)

Sonraki yazı : Dipnotlarla Singapur

16 Mart 2012 Cuma

ÇOK YAKINDA BİR UZAKDOĞU YAZISI

Aşağıdaki gibi başlayan bir yazı, yakında bu sayfalarda yerini alacak. Çok kısa zaman sonra, düzenlemeler yapıldığında buradan okuyabilirsiniz... Üzerinden 1 yıl geçmek üzereyken yazımı hazırladım. Bu bir başlangıç...

UZAKDOĞU GÜNLÜĞÜ

27 nisan öğleden sonrası başlayıp 19 mayıs sabahı biten 21 günlük balayı seyahatimizin birçok ayrıntısı burada.

Planımıza göre 2 gün Singapur, 3 gün Malezya (K.L.), 3 Gün Ton Sai, 3 gün Phi Phi, 2 gün Pataya, 3 Gün Bangkok, 3gün Kamboçya gezisi olacaktı. Tabi ki bu sadece plan oldu. Kamboçya ve Phi Phi Adası yolculuklarımızı iptal ettik. Bütçe konusunda yaptığımız planlar da tahminlerimizi tutmadı. Tam bir backpacker (sırtçantalı gezgin) tarzı olarak yapacağımız tatilimiz, Tayland’daki ucuz fiyatları görünce biraz daha standart turist şekline dönüştü. Hostel yerine otelde konaklayıp, kendimizi fast food yiyeceklere fazlaca kaptırdık.

Elimizde sadece İstanbul-Singapur gidiş, Bangkok- İstanbul dönüş uçak biletlerimizle bilinmeyene yolculuk başladı…

15 Eylül 2011 Perşembe

YAZMAK HİÇ İÇİMDEN GELMİYOR

Uzun zaman oldu şu klavyenin başında bişeyler karalamayalı. Son yazılarımı yayınlayalı uzun zaman olmuş. Ama inanın hala içinden gelmiyor yazmak, içimi dökmek... Yazacak çok şey birikti. Yazacam yazacam da bakalım ne zaman.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Acıdan Yazmak... (Emremize)


Yine çok zaman sonra yazıyorum ve yine içimdeki acıdan dolayı... 25 Ocak akşamı aldığım acı bir haberle yıkıldım, içim acıdı canım yandı. Emremizi Gürcistan da Kazbek Dağına yaptıkları tırmanış sırasında kaybetmiştik.Sözlerle anlatmak yetmiyor bu üzüntüyü. Kabullenmek çok zor, hala da kabullenemedim.

Yıllar önceydi...9-10 yıl kadar. Dağcılık girmişti gönlümüze. Kendimizi dağlarda tepelerde bulmuştuk birden. Sonra bu ateş iyice sardı sarmaladı, kulüp bile kurduk okulda. Önce kendimizi eğittik, sonra zaman ilerledikçe, yeni gelenleri eğitmeye, gördüklerimizi bildiklerimizi öğretmeye çalıştık.Disiplin, devam zorunluluğu, antrenmanlar, her hafta yapılan yürüyüşler... Herşeyi doğru yapıyorduk sanki. Atlamadan, eksik bişeyler olmadan, hazmederek ilerliyorduk. Her geçen gün ailemiz büyüyordu. Birbirimize bağımız sevgimiz artıyordu. Her yapılan faaliyette her tırmanışta bütün riskler, güzellikler herşey konuşuluyor, sonra adım atılıyordu. Ve biz sanıyorduk ki... Bizlere hiç birşey olmazdı, olamazdı. Bizler ölümsüz olmuştuk. Kazalar, belalar bizden uzak duracaktı hep sanki... Bunca yıl da böyle oldu. Biz ailemiz, büyüdükçe büyüdük, bağlandıkça bağlandık. Her yeni gelenle her eski tanıştı... Aile arasında hep bağlar arttı. Ama hala bize birşey olmazdı. Bizler canımızla kanımızla birbirmize bağlanmıştık. Birbirimizin düşmesine, ayağımızın takılmasına izin vermeyecektik. Hep o destek vardı. Ve o yüzden çok şey başardık.

Ama bunların hiç biri o kara günün gelmesine ve küçücük Emremizi kaybetmemize engel olamadı. Kaderin önüne ne yıllar, ne bağlar geçebilirmiş... Bunu yıllar sonra anladık. O zor günlerde yine yanyana olduk, birbirimizi bırakmadık ama sanıyorum hepimiz aynı şeyin farkına vardık.

Zamanımız gelince hiçbirşey bunun önüne geçemiyormuş... Gitmeseydi, tırmanmasaydı v.s. Hepsi boş bunların. Gitmek istedi gitti ve sonsuzluğa ait oldu dağlarda. Bizlerse acisıyla kıvranıp, arkasından bakakaldık.



Yine beraberiz, yine Emreyleyiz sonsuza dek...

4 Ocak 2011 Salı

Çok Zaman Sonra...

Yazmayalı, okumayalı epey zaman olmuş. Bu hafta okumaya yeniden başladım. Şu andan itibaren de yazmaya başladım. Umarım yine uzaklaşmam. Bakalım neler oldu bu kadar zamanda...
En büyük değişiklik: artık bir soyadım daha var, yani evlendim. Rüya gibi bir düğünle, Çağlar'ın ( yani kocamın ;)) deyimiyle'' düşlerimizdeki yolculuğa çıktık''. Yukarıda da bir rüya fotoğrafı... Herşey bir çokaksiliğe rağmen çok güzel oldu. Düğünde yanımızda bulunan yüzlerce dostumuz ve akrabamız, bu gecenin güzel geçmesinde rol sahibi oldular.Herkese çoook teşekkürler. Evet bir de bizleri bugüne hazırlayan, gelinliğimde, çağların damatlığında ve ikimizinde saçında emeği geçenler... İstanbul Caddebostan Pronovias ın profesyonelce ve sıcakkanlı davranan tüm çalışanlarına, bıkmadan usanmadan bize bütün takımları gösteren, alıp almamamızı hiç umursamadan bitmek bilmeyen çay kahve çikolata ikramlarıyla bütün yorgunluğumuzu gideren  Akmerkez Beymen in çalışanlarına, ve saçlarımızı (Çağlarında :)) büyük bir özenle tarayan Mehmet&Aykut Kuaföre ve Seyhan Otel in tüm ekibine de çok çok teşekkürler. Biraz raklam gibi oldu ama gerçekten onlarca mağaza arasında, aldığımız ürünlerin hizmetlerin kalitesinin yazısıra davranışları, sıcakkanlılıkları bile mükemmeldi. O yüzden biraz da olsa adlarının geçmesinde bir sakınca olmamalı bence.
Reklamlardan sonra rüyaya dönelim... Koşturmaca içinde geçen bir gündü. Açıkhava fotoğraf çekimine yetişemedik. Neyse ki Çacucum yanımdaydı ve beni her anımla görüntülemeye çalıştı. Düğün öncesi odada beklerken dostlar yanımızdaydı. Şampanyamızı patlatarak kutlamaya hemen başladık. Salona girmeden önce otel lobisinde 5-10 poz da otel fotosu bizi çekti. Salona girerken ise hiç bilmediğim yaşamadığım bir heyecan sardı beni. Duman ın Senden Daha Güzel parçası eşliğinde çığlıklar ve alkışlar içinde salona girdik. Hayatımda yaşadığım en duygusal anlardı sanırım. Gözlerime yaşlar hücum etti, kaçmak için fırsat kolladılar gözümden ama kaçırmadım :)) Sonra nikah... Çok net hatırlamıyorum. Eğlenceli bir merasimdi. Gülüyorduk bolca. Sonrası mı saatlerce dans göbek halay... Hiç oturmadık. Takı merasiminin 1 saat civarı sürmesinden sonra odamıza üzerimizi değişmeye çıktık veee sadece duvağımı bıraktık. Bir kot bir tişört ve duvağım ile gecelere daldık. Tabi ki gelin arabasını ben kullandım. Alkollü arac kullanmaya kesinlikle göz yumamam. Her zamanki gibi gelin de olsam şoför benim :) ve sonrasında tüm arkadaş ekibi Forget te sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendik. Kendimi bir ara sahnede buldum. 3 şarkı boyunca kafa salladık. Alkollü bile değildim. Bu kadar çok şey nasıl yaşandı arka arkaya anımsayamıyorum.
Düşlerimizdeki yolculuğa çok hızlı çıktık :))
Emeği geçen herkese ve en çok canım aileme teşekkürler.