(Resim: Leonid Afremov)
Bahar geldi gelmesine de, eziyeti hep bana bu havaların. Uyku hali, sersemlik, hapşırık, nefes darlığı, burun tıkanıklığı... Bazen isyan etmek istiyorum bahara. Tam keyfim yerinde enerjiğim derken, birden üzerime karabulutlar çöküyor. Ne hareket etmek, ne dolaşmak, ne de gülmek istiyorum. Dışarda parıldayan güneş etrafa neşe saçarken ve ben de bundan birazcık faydalanacakken bahar yorgunluğu denen lanet şey yapışıveriyor yakama. Bu sabah hava bulutluydu, ben de herzamanki gibi sislidir diyerek çıktım evden, ince bişeyler giyinerek. Ürperdim dışarı çıkınca. İnşaata doğru yol aldım ve tam işlere başladık YAĞMUR :) Sonra hızla ofise geldim. İçim karardı havanın renginden. Karanlık oldu her yer. Arkasından bir fırtına, daha şiddetli bir yağmur... Sonra güneş açtı yeniden. Gel de renkten renge, halden hale girme işte. Üşüdüm, daraldım, bunaldım, rahatladım. E bi karara varamadım. Hava da öyle. Ne yapsam ne yapsam... diye başlıyor şarkı. Ben de onu söylüyorum. Birazdan da ağlarsam şaşırmayın. Dedim ya; dengesiz havalar, aynı benim gibi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder